Canım Annem,
Keşap'a taşındıkları Mayıs ayından bir kaç gün sonra, felç
geçirdi. Bu felçle de konuşma yetisini
kaybetti. ( Telefon da
bazen adımı söyleyebiliyor. ) Beni görünce çok ağladı. Bebek gibi.
O'nu çok seviyorum.
8. Kasım. 2007 günü çekilen fotoğrafı.
Sevgili Anneciğime kardeşim bakıyor. Allah ondan razı olsun.Hepimize
bakmaya , yetmeye çalışıyor. Ben de böyle olmayıp, sağlıklı
olsaydım. Canım Anneciğimi kimselere bırakmaz, gönlümden geçtiği gibi
O'na bakardım. Çünkü zaman, zaman gerektiği gibi ilgi
gösteremediğimizi düşünüyorum. Yaşlılık çok zor. İnsanın bebek gibi ilgi
ve sevgi görmesi gerektiği bir zaman dilimi.
Burada herkes O'nu çok seviyor. Büyükten küçüğe kendisini sevdirmiş.
Melek yüzlü, cefakâr Anacığım benim !
Biz de Seni çok Seviyoruz.
Kardeşimin, Keşap 'a taşınma kararını öğrendiğim zaman çok
üzülmüştüm. İstanbul gibi bir şehirde doğup büyümesi, burada ki evini
bırakıp, eşinin köyüne taşınması kararını hemen kabul edemedim. Tabi ki,
kendi hayatları hakkında ki kararı sadece kendileri alabilirler. Bizler
bu konu da ancak kendi fikrimizi kendimize söyleyebiliriz. Açıkçası, o
günler de Pınar da ben de çok üzülmüştük. Ne zaman ki, buraya geldim;
evini yaşadığı çevreyi daha doğrusu yaşadığı doğayı gördüm, ne kadar
isabetli bir karar verdiklerini anlamış oldum.
Kardeşimin, harika bir evi var. Her şey çok güzel olmuş. Gece
geldiğim için, sabah uyandığım da gördüğüm manzara beni şok etti. Her
penceren görünen manzara adeta bir tablo gibi. Evin ön tarafı
Karadeniz'e arkası Güre Dağına bakıyor.

Sağlıklı ve Mutlu olarak uzun yıllar
yaşasınlar diliyorum...
Önüne bilgisayarımı koyduğum bir pencere var ki, o
pencereden görünen manzara insana ne şiirler ve öyküler yazdırır.

Günün büyük bir bölümünü işte, ben bu manzaranın karşısında
bilgisayarımın başında geçiriyorum. Öyle günler oluyor ki, saatler bana
yetmiyor.

" Her şey yürümek demek değildir. "
diye bir söz söylenmişti bana. Hastalığımın ilk yıllarıydı.
Cerrahpaşa hastanesinde, Nöroşirurji Bölümünde Prof. Murat Hancı
nın
muayenesinden sonra, umutla yürüyebileceğimle ilgili
ağzından çıkacak lafları beklerken duymuştum üstelik. Nasıl da
ağlayıp isyan etmiştim. "Tabii kendisi ne
bilir, bir anda tekerlekli sandalyeye mahkûm olmanın ne demek olduğunu
" diye de bağırmıştım. O günden sonra ki yaşamım da, bu cümlenin ne
kadar doğru olduğunu anladığım çok anlarım oldu. Bu da onlardan
birisi...
Doğa burada çok zengin ve verimli . İstanbul'da servet ödeyerek
aldığımız güzel kokulu Frezyalar burada doğada kendi başına çıkıyor
.
Nursel, her gün yürüyüşe çıkıyor. Eve, kucağında bir demet çiçekle
dönüyor. Kardelen çiçeğini, ben ilk defa burada gördüm. Bilgisayarımın
yanı her gün mis gibi taze çiçeklerle dolu oluyor. Mevsim kış, aylardan
Kasım ama, Frezyaların arasında ki pembe güller.
Geldiğimin ertesi sabahıydı. Hasan ' cığım bana üzerinde çok güzel ve
kokulu sarı çiçekleri olan yeşil bir dal getirdi. Giresun fındık vatanı
ama bu dal Çay Çiçeği dalıydı.
Giresun'un Keşap ilçesi, çok güzel bir sahil kasabası. Aydınlık ve
modern bir halkı var Keşap ' ın. Yerel yönetiminin plânlı ve
programlı çalışması belli oluyor.

" Sahil Kasabası " demiştim ya; bu kadar güzel manzaralar var.
Keşap'ta...


Bu , simgesel fotoğrafta da görüldüğü gibi Keşap ilçesinin temel geçim
kaynağı FINDIK. Hem de, Dünyanın en kaliteli Fındığı.burada yetişiyor.
Fakat bu verimli topraklarda Fındık'tan başka Mandalina ve Kivi de
yetişmekte. İşte ! Mandalina Bahçeleri...



Hakkı'cığım da, Kasım ayında dalından koparıp Mandalina yemenin zevkini
çıkarıyor.

Bu da, güzeller güzeli DENİZ kız ve MANDALİNA DALI.

O gün;
Canım kadar
sevdiğim Babamı, toprağa verdik!
Dayanılmaz acılar
içindeyim. Taziyeye gelen hemen, hemen herkes " Zaman her şeyin
ilâcıdır. Zamanla
alışacaksınız. "
diyor.
Evet. O gün, doğruluğuna bir nebze olsun inanmadığım daha doğrusu,
inanmak istemediğim bu söz,
oysa ki, ne kadar
doğruymuş.
Unutmak mı ? Asla değil. Günler haftaları, haftalar ayları, aylar
yılları kovaladıkça O' un olmadığı bir
hayata
alışıyorsunuz. Bir nevi kabulleniyorsunuz. Yani, zaman size acılarınıza
ilâç oluyor.
Canım Babacığım,
Bugün, bizlerden
ayrılalı tam 20 yıl oldu. Seni hiç unutmadık. Zaten unutulmaktan çok
korkardın.
Şimdi de, seni
anıyoruz. Bugün benim ziyaretime Fatoş geldi. Hayatın hep ayni
mutlulukta, ilâniha-i
hiç bitmeyecek
zannettiğimiz günlerde ki, dostlarımızdan, Seher teyzenin kızı. Benim
çocukluk, gençlik
mutlu yıllarımın
arkadaşı. Bizimde görüşmeyeli tam 20 yıl olmuş.
Şimdi, seni konuşuyoruz seni anıyoruz BABACIĞIM. Rahat uyu. Nurlar için
de yat. Dünyanın en iyi BABASI.

Sevgili arkadaşım FATOŞ YILMAZ (
Akyol ) ;