Günün Getirdikleri                     

                       04/01/2009

bullet

Bu sayfaya 24 Ekim 2006 Salı gününün getirdikleri ile başlamak istiyorum. Bu tarih, Ramazan Bayramının 2. günü.  
bullet

" Öyküm " dosyasını açıp, okuyanlar bileceklerdir. ( Devam edecek...) diyerek bıraktığım son paragrafta Pamuk Annem ' in kara oğlu Oray ve şirin sözlüsü Gülsüm' den  bahsetmiştim. Bu geçen zaman içinde evlendiler. bugünde bir bebekleri oldu. Yani, bugün bize bir bebek getirdi.

                                                                            

                                                

bullet24 Ekim 2006 Salı günü de Oğuz bebeğimiz doğdu.

                                             

      

          Oğuz bebek annesiyle ( uzun yoldan gelen yolcu yorgun, hancı yorgun ...)

                                       Tabii, gün geçtikçe büyüyor..

                                        OĞUZ GÜMÜŞ ALBÜMÜ

bulletBugün, 3 .Haziran. 2007  bana gelen fotoğrafı özellikle buraya koyuyorum. Çünkü Oğuz bebeğimiz çok tatlı güzel devamlı  gülen yüzlü şirin bir bebek oldu. Dilerim ömür boyu gülsün !

       

                 

 

 

bullet

Bu gün 31 Aralık 2006 Pazar günü.Çok özel. Çünkü 65 yıl sonra ancak bir daha böyle denk gelecek.

     Bu gece, hem yılbaşını kutlayacağız hem de Kurban Bayramının 1. günü olacak.

     Her bayram sabahı ilk ziyaretçilerimiz, Hakkı'cığımın kız kardeşi Kadriye 'ler dir.. Bu bayramda  yine böyleydi. Eşi, iki oğlu ve gelini geldiler. Bu ziyaretleri beni çok mutlu ediyor. Akşama doğru da, Pınar'cığım geldi. Yılbaşına çok sakin, dingin ve huzurlu girdik. Dilerim bütün bir yılı da böyle huzurlu geçiririz.  

 

 

Onur'cuğum  Yeni bir yıla gireceğimiz zamana bir kaç saat kala, uykuya yenik düştü. Koltukta uyuyakalmanın masumiyetini yaşıyor.

 

Gerçi 2007 yılına ayakta " çakkıdı " dansını yaparak girdi.

 

     

 

 

 

bulletBu bayramda, aile üyelerimiz arasına yeni katılan Oğuz Gümüş bebek  ziyaretimize gelmişti.

                       

bulletSevgili Pınar'ım 14 Ocak 2007 tarihinde, Bankasının ( T. İş Bankası) Abant'ta düzenlemiş olduğu   Eğitime katıldı. Kendi çalışma yıllarımdan hatırladığım kadarıyla, bu eğitim amaçlı ufak seyahatler zorlu çalışma hayatının koşuşturmacası içinde, nefes alacak, enerji depolayacak küçük tatiller oluyordu. Pınar'ımda bu eğitimden ayni duygularla döndü. Hele ki, gittikleri gün, Abant'ın karlı oluşu ve manzaranın güzelliği onu mest etmişti.  Abant 'ta ki otelleri:

                          

           Karlı hava olur da, şarap içilmez mi ? O ne güzel ambiyanstır. Karlı havanın serinliğini solurken, içinizi ısıtan şarabın damağınızda bıraktığı buruk lezzet.

                                                           

           Pınar'ın Eğitim günlerinden birkaç kare ;

bullet31 Ocak 2007 Çarşamba akşamı, beni çok mutlu eden konuklarım vardı. Aynur Sönmez ve İnci Gül ( Şenol) İnci Ankara 'dan geldi. İkisi de Bankadan çok sevdiğim canlarım. İyi günde de, kötü günde de beni hiç yalnız bırakmayan CAN DOSTLARIM. Yenilerden, eskilerden konuşarak bir-kaç saati bir çırpıda geçirdik. Ayrılma saatimiz geldiğin de, biz daha yeni buluşmuş gibiydik. Canlarım, bana geçirttiğiniz bu keyifli gece için Sağ olun !

                               

bullet                     

                                                                      Çağla - Oğuz - Onur

                    

         Bu fotoğraf benim için çok anlam ifade ediyor. Acısıyla, tatlısıyla ama ışık hızıyla geçen yılların ötesinden üç kardeş olarak büyüyen
         Pınar - Oray - Miray 'ın yavrularını görmek...Onları bir karede buluşturmak. Kendi yaramazlıklarıyla uğraştığımız günler daha dün gibiydi.

 

bullet                                     

                                                5. Temmuz. 2007, Bu fotoğraf için tarihinden başka
                                                hiç bir şey yazmıyorum...

bullet4.11.07 Pazar günü, sabah ezanıyla, Giresun Keşap' a doğru yola çıktık. Araba da, 4 kişiyiz. Nursel, Çağla
Ben ve Hakkı. Çok güzel sakin ve zevkli bir yolculuk yaptık. Karadeniz 'e giden yollar çok güzel. Arabamız da yeni.
Anneciğime kavuşuyor olmak, beni çok heyecanlandırıyor. 11 Mayıstan beri O'nu görmüyorum. Nursel 'ler buraya taşınıyorlarken, Hakkı söz vermişti, anneme. " Söz veriyorum. Kızını sana getireceğim." diye...

          Canım Annem, Keşap'a  taşındıkları Mayıs ayından bir kaç gün sonra, felç geçirdi. Bu felçle de konuşma yetisini
          kaybetti. ( Telefon da bazen adımı söyleyebiliyor. ) Beni görünce çok ağladı. Bebek gibi.  O'nu çok seviyorum.
                                                                                                                 

8. Kasım. 2007 günü çekilen fotoğrafı.

Sevgili Anneciğime kardeşim bakıyor. Allah ondan razı olsun.Hepimize bakmaya , yetmeye çalışıyor.  Ben de böyle olmayıp, sağlıklı olsaydım. Canım Anneciğimi kimselere bırakmaz, gönlümden geçtiği gibi O'na bakardım. Çünkü  zaman, zaman gerektiği gibi ilgi gösteremediğimizi düşünüyorum. Yaşlılık çok zor. İnsanın bebek gibi ilgi ve sevgi  görmesi gerektiği bir zaman dilimi.

Burada herkes O'nu çok seviyor. Büyükten küçüğe kendisini sevdirmiş. Melek yüzlü, cefakâr Anacığım benim !

Biz de Seni çok Seviyoruz.

Kardeşimin, Keşap 'a taşınma kararını öğrendiğim zaman çok üzülmüştüm. İstanbul gibi bir şehirde doğup büyümesi, burada ki evini bırakıp, eşinin köyüne taşınması kararını hemen kabul edemedim. Tabi ki, kendi hayatları hakkında ki kararı sadece kendileri alabilirler. Bizler bu konu da ancak kendi fikrimizi kendimize söyleyebiliriz. Açıkçası, o günler de Pınar da ben de çok üzülmüştük. Ne zaman ki, buraya geldim; evini yaşadığı çevreyi daha doğrusu yaşadığı doğayı gördüm, ne kadar isabetli bir karar verdiklerini anlamış oldum.

Kardeşimin, harika bir evi var. Her şey çok güzel olmuş. Gece geldiğim için, sabah uyandığım da gördüğüm manzara beni şok etti. Her penceren görünen manzara adeta bir tablo gibi. Evin ön tarafı Karadeniz'e arkası Güre Dağına bakıyor.

                   

     Sağlıklı ve Mutlu olarak uzun yıllar yaşasınlar diliyorum...

Önüne bilgisayarımı koyduğum bir pencere var ki, o pencereden görünen manzara insana ne şiirler ve öyküler yazdırır.

                                   

Günün büyük bir bölümünü işte, ben bu manzaranın karşısında bilgisayarımın başında geçiriyorum. Öyle günler oluyor ki, saatler bana yetmiyor.

                                   

                                                                  " Her şey yürümek demek değildir. "

diye bir söz söylenmişti bana. Hastalığımın ilk yıllarıydı. Cerrahpaşa hastanesinde, Nöroşirurji Bölümünde Prof. Murat Hancı nın
muayenesinden sonra, umutla yürüyebileceğimle ilgili   ağzından çıkacak lafları beklerken duymuştum  üstelik. Nasıl da ağlayıp isyan etmiştim.  
  "Tabii kendisi ne bilir, bir anda tekerlekli sandalyeye mahkûm olmanın ne demek olduğunu " diye de bağırmıştım. O günden sonra ki yaşamım da, bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu anladığım çok anlarım oldu. Bu da onlardan birisi...

Doğa burada çok zengin ve verimli . İstanbul'da servet ödeyerek aldığımız güzel kokulu Frezyalar burada doğada kendi başına çıkıyor

                           .

Nursel, her gün yürüyüşe çıkıyor. Eve, kucağında bir demet çiçekle dönüyor. Kardelen çiçeğini, ben ilk defa burada gördüm. Bilgisayarımın yanı her gün mis gibi taze çiçeklerle dolu oluyor. Mevsim kış, aylardan  Kasım ama, Frezyaların arasında ki pembe güller.                                 

Geldiğimin ertesi sabahıydı. Hasan ' cığım bana üzerinde çok güzel ve kokulu sarı çiçekleri olan yeşil bir dal getirdi. Giresun fındık vatanı ama bu dal Çay Çiçeği dalıydı.

                                                          

Giresun'un Keşap ilçesi, çok güzel bir sahil kasabası. Aydınlık ve modern bir halkı var Keşap ' ın. Yerel yönetiminin  plânlı ve programlı çalışması belli oluyor.

                      

                       " Sahil Kasabası " demiştim ya; bu kadar güzel manzaralar var. Keşap'ta...

                       

                        

                       

 

   Bu , simgesel fotoğrafta da görüldüğü gibi Keşap ilçesinin temel geçim kaynağı FINDIK. Hem de, Dünyanın en kaliteli Fındığı.burada yetişiyor. Fakat bu verimli topraklarda Fındık'tan başka Mandalina ve Kivi de yetişmekte.  İşte ! Mandalina Bahçeleri...

                                     

                        

                       

                      

                                    Hakkı'cığım da, Kasım ayında dalından koparıp Mandalina yemenin zevkini çıkarıyor.

                       

                                                         Bu da, güzeller güzeli DENİZ kız ve MANDALİNA DALI.

 

bullet28 Şubat 1988. O gün yaşadığım acıyı, hayatımın o güne kadar ki geçmişin de hiç yaşamamıştım. İçim dayanılmaz derece de acıyor. " Bu yangınla bundan böyle nasıl yaşarım  ?"  dediğim gün üzerinden tam 20 koca yıl geçmişti

           O gün;
           Canım kadar sevdiğim Babamı, toprağa verdik!  
           Dayanılmaz acılar içindeyim. Taziyeye gelen hemen, hemen herkes " Zaman her şeyin ilâcıdır. Zamanla
           alışacaksınız. " diyor.

           Evet. O gün, doğruluğuna bir nebze olsun inanmadığım daha doğrusu, inanmak istemediğim bu söz,
           oysa ki, ne kadar doğruymuş.

           Unutmak mı ? Asla değil. Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları kovaladıkça O' un olmadığı bir
           hayata alışıyorsunuz. Bir nevi kabulleniyorsunuz. Yani, zaman size acılarınıza ilâç oluyor.

           Canım Babacığım,
           Bugün, bizlerden ayrılalı tam 20 yıl oldu. Seni hiç unutmadık. Zaten unutulmaktan çok korkardın.
           Şimdi de, seni anıyoruz. Bugün benim ziyaretime Fatoş geldi. Hayatın hep ayni mutlulukta, ilâniha-i
           hiç bitmeyecek  zannettiğimiz günlerde ki, dostlarımızdan, Seher teyzenin kızı. Benim çocukluk, gençlik
           mutlu yıllarımın arkadaşı. Bizimde görüşmeyeli tam 20 yıl olmuş.

           Şimdi, seni konuşuyoruz seni anıyoruz BABACIĞIM. Rahat uyu. Nurlar için de yat. Dünyanın en iyi BABASI.

           

                                              

                                                       Sevgili arkadaşım FATOŞ YILMAZ ( Akyol ) ;

                           

          
                                     

                       

 

                       

 

 

                                                                             

Giriş | Hakkımızda | Aile Fotoğrafları | Günün Getirdikleri | Merdiven | Görüş

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 09/11/2008