 |
Bu sayfaya 24 Ekim 2006 Salı gününün getirdikleri
ile başlamak istiyorum. Bu tarih, Ramazan Bayramının 2. günü.
 |
" Öyküm " dosyasını açıp, okuyanlar bileceklerdir. (
Devam edecek...) diyerek bıraktığım son paragrafta Pamuk Annem ' in kara
oğlu Oray
ve şirin sözlüsü
Gülsüm' den
bahsetmiştim. Bu geçen zaman içinde evlendiler. bugünde bir bebekleri
oldu. Yani, bugün bize bir bebek getirdi. |
|
 | 24 Ekim 2006 Salı günü de
Oğuz bebeğimiz doğdu. |

Oğuz bebek annesiyle (
uzun yoldan gelen yolcu yorgun, hancı yorgun ...)
Tabii, gün geçtikçe büyüyor..
OĞUZ GÜMÜŞ ALBÜMÜ
 | Bugün, 3 .Haziran. 2007 bana gelen fotoğrafı
özellikle buraya koyuyorum. Çünkü Oğuz bebeğimiz çok tatlı güzel
devamlı gülen yüzlü şirin bir bebek oldu. Dilerim ömür boyu
gülsün ! |

26.06.10
OĞUZ büyüdü. Çok
şirin,şirin olduğu kadar hareketli durduğu yerde duramayan bir
çocuk.oldu.


 |
Bu gün 31 Aralık 2006 Pazar günü.Çok özel. Çünkü 65 yıl
sonra ancak bir daha böyle denk gelecek. |
Bu
gece, hem yılbaşını kutlayacağız hem de Kurban Bayramının 1. günü olacak.
Her
bayram sabahı ilk ziyaretçilerimiz, Hakkı'cığımın kız kardeşi
Kadriye 'ler dir.. Bu
bayramda yine böyleydi. Eşi, iki oğlu ve gelini geldiler. Bu
ziyaretleri beni çok mutlu ediyor. Akşama doğru da, Pınar'cığım geldi.
Yılbaşına çok sakin, dingin ve huzurlu girdik. Dilerim bütün bir yılı da
böyle huzurlu geçiririz.

Onur'cuğum
Yeni bir yıla gireceğimiz zamana bir kaç saat kala,
uykuya yenik düştü. Koltukta uyuyakalmanın masumiyetini yaşıyor.
Gerçi 2007 yılına ayakta " çakkıdı " dansını
yaparak girdi.

 | Bu bayramda, aile üyelerimiz arasına yeni
katılan Oğuz Gümüş
bebek ziyaretimize gelmişti. |


 | Sevgili Pınar'ım 14 Ocak 2007 tarihinde, Bankasının ( T. İş
Bankası) Abant'ta düzenlemiş olduğu Eğitime katıldı. Kendi
çalışma yıllarımdan hatırladığım kadarıyla, bu eğitim amaçlı ufak
seyahatler zorlu çalışma hayatının koşuşturmacası içinde, nefes
alacak, enerji depolayacak küçük tatiller oluyordu. Pınar'ımda bu
eğitimden ayni duygularla döndü. Hele ki, gittikleri gün, Abant'ın
karlı oluşu ve manzaranın güzelliği onu mest etmişti.
Abant
'ta ki otelleri: |

Karlı
hava olur da, şarap içilmez mi ? O ne güzel ambiyanstır. Karlı havanın
serinliğini solurken, içinizi ısıtan şarabın damağınızda bıraktığı buruk
lezzet.

Pınar'ın Eğitim günlerinden birkaç kare
;

 | 31 Ocak 2007 Çarşamba akşamı, beni çok mutlu eden konuklarım
vardı. Aynur Sönmez ve İnci Gül ( Şenol)
İnci Ankara 'dan geldi. İkisi de Bankadan çok sevdiğim canlarım. İyi
günde de, kötü günde de beni hiç yalnız bırakmayan CAN DOSTLARIM.
Yenilerden, eskilerden konuşarak bir-kaç saati bir çırpıda geçirdik.
Ayrılma saatimiz geldiğin de, biz daha yeni buluşmuş gibiydik.
Canlarım, bana geçirttiğiniz bu keyifli gece için Sağ olun ! |


Çağla - Oğuz - Onur
Bu fotoğraf benim
için çok anlam ifade ediyor. Acısıyla, tatlısıyla ama ışık hızıyla geçen
yılların ötesinden üç kardeş olarak büyüyen
Pınar - Oray - Miray 'ın
yavrularını görmek...Onları bir karede buluşturmak. Kendi
yaramazlıklarıyla uğraştığımız günler daha dün gibiydi.

5. Temmuz. 2007, Bu fotoğraf için tarihinden başka
hiç bir şey yazmıyorum...

 | 4.11.07 Pazar günü, sabah ezanıyla, Giresun Keşap' a doğru yola
çıktık. Araba da, 4 kişiyiz. Nursel, Çağla
Ben ve Hakkı. Çok güzel sakin ve zevkli bir yolculuk yaptık. Karadeniz
'e giden yollar çok güzel. Arabamız da yeni.
Anneciğime kavuşuyor olmak, beni çok heyecanlandırıyor. 11 Mayıstan
beri O'nu görmüyorum. Nursel 'ler buraya taşınıyorlarken, Hakkı söz
vermişti, anneme. " Söz veriyorum. Kızını sana getireceğim." diye... |
Canım Annem,
Keşap'a taşındıkları Mayıs ayından bir kaç gün sonra, felç
geçirdi. Bu felçle de konuşma yetisini
kaybetti. ( Telefon da
bazen adımı söyleyebiliyor. ) Beni görünce çok ağladı. Bebek gibi.
O'nu çok seviyorum.
8. Kasım. 2007 günü çekilen fotoğrafı.
Sevgili Anneciğime kardeşim bakıyor. Allah ondan razı olsun.Hepimize
bakmaya , yetmeye çalışıyor. Ben de böyle olmayıp, sağlıklı
olsaydım. Canım Anneciğimi kimselere bırakmaz, gönlümden geçtiği gibi
O'na bakardım. Çünkü zaman, zaman gerektiği gibi ilgi
gösteremediğimizi düşünüyorum. Yaşlılık çok zor. İnsanın bebek gibi ilgi
ve sevgi görmesi gerektiği bir zaman dilimi.
Burada herkes O'nu çok seviyor. Büyükten küçüğe kendisini sevdirmiş.
Melek yüzlü, cefakâr Anacığım benim !
Biz de Seni çok Seviyoruz.
Kardeşimin, Keşap 'a taşınma kararını öğrendiğim zaman çok
üzülmüştüm. İstanbul gibi bir şehirde doğup büyümesi, burada ki evini
bırakıp, eşinin köyüne taşınması kararını hemen kabul edemedim. Tabi ki,
kendi hayatları hakkında ki kararı sadece kendileri alabilirler. Bizler
bu konu da ancak kendi fikrimizi kendimize söyleyebiliriz. Açıkçası, o
günler de Pınar da ben de çok üzülmüştük. Ne zaman ki, buraya geldim;
evini yaşadığı çevreyi daha doğrusu yaşadığı doğayı gördüm, ne kadar
isabetli bir karar verdiklerini anlamış oldum.
Kardeşimin, harika bir evi var. Her şey çok güzel olmuş. Gece
geldiğim için, sabah uyandığım da gördüğüm manzara beni şok etti. Her
penceren görünen manzara adeta bir tablo gibi. Evin ön tarafı
Karadeniz'e arkası Güre Dağına bakıyor.

Sağlıklı ve Mutlu olarak uzun yıllar
yaşasınlar diliyorum...
Önüne bilgisayarımı koyduğum bir pencere var ki, o
pencereden görünen manzara insana ne şiirler ve öyküler yazdırır.

Günün büyük bir bölümünü işte, ben bu manzaranın karşısında
bilgisayarımın başında geçiriyorum. Öyle günler oluyor ki, saatler bana
yetmiyor.

" Her şey yürümek demek değildir. "
diye bir söz söylenmişti bana. Hastalığımın ilk yıllarıydı.
Cerrahpaşa hastanesinde, Nöroşirurji Bölümünde Prof. Murat Hancı
nın
muayenesinden sonra, umutla yürüyebileceğimle ilgili
ağzından çıkacak lafları beklerken duymuştum üstelik. Nasıl da
ağlayıp isyan etmiştim. "Tabii kendisi ne
bilir, bir anda tekerlekli sandalyeye mahkûm olmanın ne demek olduğunu
" diye de bağırmıştım. O günden sonra ki yaşamım da, bu cümlenin ne
kadar doğru olduğunu anladığım çok anlarım oldu. Bu da onlardan
birisi...
Doğa burada çok zengin ve verimli . İstanbul'da servet ödeyerek
aldığımız güzel kokulu Frezyalar burada doğada kendi başına çıkıyor
.
Nursel, her gün yürüyüşe çıkıyor. Eve, kucağında bir demet çiçekle
dönüyor. Kardelen çiçeğini, ben ilk defa burada gördüm. Bilgisayarımın
yanı her gün mis gibi taze çiçeklerle dolu oluyor. Mevsim kış, aylardan
Kasım ama, Frezyaların arasında ki pembe güller.
Geldiğimin ertesi sabahıydı. Hasan ' cığım bana üzerinde çok güzel ve
kokulu sarı çiçekleri olan yeşil bir dal getirdi. Giresun fındık vatanı
ama bu dal Çay Çiçeği dalıydı.
Giresun'un Keşap ilçesi, çok güzel bir sahil kasabası. Aydınlık ve
modern bir halkı var Keşap ' ın. Yerel yönetiminin plânlı ve
programlı çalışması belli oluyor.

" Sahil Kasabası " demiştim ya;
işte bu kadar güzel manzaralar var
Keşap'ta...


Bu , simgesel fotoğrafta da görüldüğü gibi Keşap ilçesinin temel geçim
kaynağı FINDIK. Hem de, Dünyanın en kaliteli Fındığı.burada yetişiyor.
Fakat bu verimli topraklarda Fındık'tan başka Mandalina ve Kivi de
yetişmekte. İşte ! Mandalina Bahçeleri...


 Hakkı'cığım da, Kasım ayında dalından koparıp Mandalina yemenin zevkini
çıkarıyor.

Bu da, güzeller güzeli DENİZ kız ve MANDALİNA DALI. 
 | 28 Şubat 1988. O gün yaşadığım acıyı, hayatımın o güne kadar ki
geçmişin de hiç yaşamamıştım. İçim dayanılmaz derece de acıyor. " Bu
yangınla bundan böyle nasıl yaşarım ?" dediğim gün
üzerinden tam 20 koca yıl geçmişti |
O gün;
Canım kadar
sevdiğim Babamı, toprağa verdik!
Dayanılmaz acılar
içindeyim. Taziyeye gelen hemen, hemen herkes " Zaman her şeyin
ilâcıdır. Zamanla
alışacaksınız. "
diyor.
Evet. O gün, doğruluğuna bir nebze olsun inanmadığım daha doğrusu,
inanmak istemediğim bu söz,
oysa ki, ne kadar
doğruymuş.
Unutmak mı ? Asla değil. Günler haftaları, haftalar ayları, aylar
yılları kovaladıkça O' un olmadığı bir
hayata
alışıyorsunuz. Bir nevi kabulleniyorsunuz. Yani, zaman size acılarınıza
ilâç oluyor.
Canım Babacığım,
Bugün, bizlerden
ayrılalı tam 20 yıl oldu. Seni hiç unutmadık. Zaten unutulmaktan çok
korkardın.
Şimdi de, seni
anıyoruz. Bugün benim ziyaretime Fatoş geldi. Hayatın hep ayni
mutlulukta, ilâniha-i
hiç bitmeyecek
zannettiğimiz günlerde ki, dostlarımızdan, Seher teyzenin kızı. Benim
çocukluk, gençlik
mutlu yıllarımın
arkadaşı. Bizimde görüşmeyeli tam 20 yıl olmuş.
Şimdi, seni konuşuyoruz seni anıyoruz BABACIĞIM. Rahat uyu. Nurlar için
de yat. Dünyanın en iyi BABASI.

Sevgili arkadaşım FATOŞ YILMAZ (
Akyol ) ; 
 | Sevgili Onur'um 9 yaşına bastı.Bu yıl doğum gününü Enez'de
kutladık. |
Canlarım;

Canım oğlum,
geçen seneden beri Tiyatroya gidiyor, bu etkinliği beni çok mutlu
ediyor. ( 30.11.2009)
 | TİYATROTERAPİ SAHNESİ |
Onur, çocukluktan
ergenliğe adımını attı.

20. Haziran.2010 Pazar günü, Onur'un Sünnet yemeği yapıldı..


21,12,10 Günü , Sevgili ANNEMİ kaybettim. Acım büyük. Bütün
Anneler çocukları için özeldir. biliyorum.Benim Annem de benim için çok
ÖZELDİ.O dünyanın en iyi kalpli insanıydı. Emeğini hiç
esirgemez,sevgisini karşılıksız verirdi. Hayatı,insanlara hizmetle
geçmiş,kalbi iyilikle dolu Özel insandı. O, BENİM CANIM ANNEMDİ. Mekânı
cennet olsun. Nurlar için de, huzurla uyusun.
Hafızamdan yazılara dökülmesini istediğim diğer bir konu da, eşim
HAKKI'nın annemin ölüm haberini bana verişi. Kahvaltımı ettikten
sonra yanıma bir bardak demli bir çay koyup " Ayfer, bu sabah saat 5 de
Annen Babana kavuştu." dedi. Ölüm haberini bir ayrılış olarak değil de,
kavuşmak olarak imgeledi. Belki ince bir detay ama benim için çok
önemli.
|